12 Ekim 2009 Pazartesi

Yalnız Mıyım Ne?



Austin'deki eğlenceli hayattan sonra College Station'da kitaplara gömülmek ve hiç bitmeyen ödevler için koşturmak açıkçası hiç mi hiç içimi açmıyor. Ama Master da kolay yapılmıyormuş yani. Başlamazsam nasıl bitecek, değil mi?

Oradaki arkadaşlarımı çok özlüyorum, elime geçen her fırsatı Austin'e giderek değerlendirmek istiyorum çünkü benim kasabam çok minik ve tutucu. Austin'deki sosyallik ve renkli hayat burada yok. Zaten arabanız yoksa bir yerden bir yere gitmek ölüm gibi geliyor.

Kızlar sizi çoooook özledimmmm..

7 Ekim 2009 Çarşamba

Nerde Kalmıştık :))


Öncelikle çook çook özür dilerim. Tembelliğimden dolayı elim değmedi bloguma ve nerdeyse 2.5 ay ara vermişim. Ayıp bana:) Bu 2.5 aya o kadar çok şey sığdırmışım ki bunu şimdi anlıyorum. 1 aylık Türkiye tatili zaten başlı başına bir hengameydi. Sonra esas eğitim alacağım okula gelmem ve ev, ev arkadaşı ve eşya bulma çabalarım..Daha kendime gelememişken de derslerin tam gaz başlamış olması..

Bütün bunlardan minicik bir fırsat bulup geçen hafta Austin'de alıverdim soluğu. İyiki gitmişim inanılmaz moral ve enerji depoladım. Çok güzel vakit geçirdim. Benim okulumun olduğu kasaba çok küçük ve sosyal hayat yok, ancak Austin ve Houston'a yakın olması gibi bir avantajı var tabi araba alırsam bunu avantaja dönüştürmeyi planlıyorum:)

Austin City Limits festivalinin son gününe katılmakla çok güzel bir karar vermişiz:) Bizdeki Roke'n Coke Festivaline benzetebiliriz ama insanlar uçuk değil, herkes gayet normal ve çoluğu çocuğuyla gelerek güzel müzik dinlemenin derdindeydi. 8 ayrı sahnede 3 gün boyunca 130 grup yer aldı ve biz de son gün katıldık. Bir önceki gün çok yağmur yağdığı için heryer çamurdu ve kabalık arttıkça, herkes üstüne bastıkça iyice vıcık vıcık oldu. 2 saat boyunca terlikle dolaşmakla inat ettim ama sonra önümde 6 saat olduğu gerçeğini anladım ve terlikleri çıkardım.. Tamam kabul ediyorum manzara felaket ama ayaklar rahattı en azından:)

Son gün ve son grup olarak gecenin yıldızı PearlJam'di.Haftaya da U2 konseri var bakalım gözüm yer mi gitmeyi:))

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Türkiyeee

Sayılı gün çabuk geçermiş. Zorunlu vize değişikliği kurtarıcım oldu da anneme kavuştum. 3 hafta dolu dolu geçecek gibi duruyor. Nişanlımı da askere göndereceğim ellerimle. Ama benim askerliğim daha uzun sürecek:)

Bu gidişle kilo alıp döneceğim çünkü herşeyi çok özlemişim. Annem de sağolsun minik kuşunu hiç boş bırakmıyor:) Gidişim çok zor olacak çook..

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Oasis


Texas'a gelmeden buranın çöle benzediğini hayal etmiştim. Tabiki burada çöl yok ancak vaha var:) Oasis de Austin'e yarım saat uzaklıkta bir vaha. Restoran ve cafe karışımı bir yer. Haftasonu canlı müzik yapılıyor ve biz Salsa gecesine gittik. Program arasında verilen dans dersleri ile de dans etmesini bilmeyenler eksiklerini kapatıp kendilerini müziğe bırakıyor:) Arrribaaaa


Güneş batımını izlemek harika. Her ne kadar güzelim Boğaz manzarasının yerini almasa da dediğim gibi çölde bir vaha:)

5 Temmuz 2009 Pazar

4 Temmuz


4 Temmuz 1776 tarihi Amerika'nın Britanya'ya karşı bağımsızlığını ilan ettiği gün. Austin'deki senfoni orkestrasının konserini izledik, dinledik ve daha sonra havai fişek gösterisini izledik. Büyük şehirlerdeki kadar heybetli olmasa da fena değildi. Bu özel günde bütün dekorasyonlar, balonlar, giysiler mavi, kırmızı, ve beyaz ağırlıklı.

30 Haziran 2009 Salı

Sea World



Sea World San Antonio dünyanın en büyük su parklarından biri hatta galiba en büyüğü:) Türkiye'de de böyle bir park açılsa ne kadar güzel olurdu diye düşünmekten kendimi alamadım çünkü balinalar, yunuslar, deniz aslanları, penguenler insanın aklını alıyor. En sevdiğim kısım penguenlerdi. Doğal ortamlarının birebir kopyasını yapmışlar ve yakından o kadar şeker görünüyorlardı ki anlatamam.

Shamu'nun gösterisinde bir katil balinanın ne kadar sevimli olabileceğini görmüş oldum. Bütün o zıplamaları, su sıçratmalarını bir balina nasıl öğrenebilmiş hala aklım ermiyor ama 20 dakika boyunca ağzım açık bütün gösteriyi izledim. Eğitmenleri yaptığı her hareketten sonra balık vererek ödüllendirdi "minik" Shamu'yu :)


Sevimli ve zıpır yunusların yanı sıra fokların gösterisi de en ilgi çekici gösterilerden biriydi. Bu şirin ve akıllı hayvanlara nasıl kıyıp öldürüyorlar gerçekten anlaşılmaz birşey. Tombiş fok sahne aldığında herkese öpücük gönderdi ve mekik çekti. Bir fokun mekik çekebileceğini hayal bile edemezdim ama evet çekti:) O kadar akıllı hayvanlar ki hayran olmamak elde değil.

Bütün hayvan gösterilenin yanı sıra parkta köpek balıklarının ve diğer balıkların yer aldığı akvaryumlar, aquapark kaydırakları ve roller coasterlar vardı. Aşırı sıcakta (42 derece) birazcık yanmak(!) ve tepe taklak olmak pek iyi gelmedi bana ama yine de çok güzeldi:)



21 Haziran 2009 Pazar

Yarasalar


Austin'de çok meşhur bir yarasa kolonisi var. Hatta bu koloni Kuzey Amerika'nın en büyük kolonisi sanırsam. Yaklaşık 1.5 milyon yarasa olduğu tahmin ediliyor ve biz de bu yarasaları yerinde izlemek için Downtown'un yolunu tuttuk:) Yarasaların yuvalarından çıkışı Austin'in turistik bir özelliği; çünkü nehirde bile bu gösteri için hazır bekleyen botlar vardı.

Hava kararmaya yakın yuvaları olan köprünün altından çıktılar. Yarasa deyince akla vampirler geldiği için çok korkunç gelmişti ama sonra biraz bilgi edinince onları çok sevdim:)

Bu yarasalar özellikle böcek ve sinekleri yiyerek topluma hizmet ediyorlarmış:) Bir yarasanın ömrü de yaklaşık 30 yılmış ve her sene yavruluyorlarmış. Yavrularını da seslerinden ve kokularından tanıyorlarmış; ne şirin dimi!? :)

20 Haziran 2009 Cumartesi

Yeni Bir Başlangıç


Bunun aslında bir "Günlük" olması gerekiyordu ama bir türlü şablon konusunu oturtamadığım için "Aylık" oldu çıktı:) Ge-Ce'nin yardımlarıyla iç açıcı bir hale geldi ve şimdi çoook mutluyum.

Ellerinize sağlık Ge-Ce:)

13 Haziran 2009 Cumartesi

Lady Bird Lake

Lady Bird Lake, Colorado Nehrinin Austindeki adı. Amerika eski başkanı Lyndon B. Johnson'un yakın zamanda ölen eşi Lady Bird Johnson onuruna nehre adı verilmiş. Austin'i Austin yapan, şehre hayat katan çok güzel bir nehir ve çevresinde yer alan Zilker Park özellikle yürüyüş severler için harika bir mekan. Herkes yürüyor, koşuyor, bisiklete biniyor ve hatta bebek arabalarıyla bile spor yapıyorlar. Nehirde kano ve jet skiye binilebiliyor;aynı zamanda turlar da var.


Bir de en çok ilgimi çeken sincaplar. Sokakta kedi görünce şaşırmaya başladım artık. Köpek hiç yok. Bütün bunların yerini sincaplar almış:)Her yerde daldan dala atlayan sincaplar, masaların üstünde dolanan sincaplar, karşıdan karşıya koşan sincaplar..Çok şekerler:)

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Home Sweet Home


5 haftanın sonunda evimize çıkabildik nihayet:)Yorucu bir temizlik ve sonunda mutluluk:)Gerçi evde kalan diğer arkadaşların eşyaları da gidince daha güzel olacak ama bu hali de fena değil.
Burada evler beyaz eşyasıyla kiraya veriliyor o yüzden rahatız. Sadece alışverişi yapmak kalıyor geriye.Onu da bugün Wal-Mart'tan halledeceğiz ve herşey bitmiş olacak. Ağustos'tan sonra benim için herşey sil baştan başlayacak çünkü College Station'da yeni bir evim olacak:)

Sevinçle beraber aynı odada kalıyoruz. Kısa bir süre sonra esas eğitimime başlayacağım, Austin'den ayrılacağım için fazla zaman kaybetmek istemedim.
Banyo odanın içinde..Başkasıyla ortak kullanmadığımız için içim rahat:)






29 Nisan 2009 Çarşamba

Kampüsümüz

Alışma devremi geçirdiğimden dolayı uzunca bir ara verdim galiba. Okula, şehire alıştım da yemeklerine alışamadım buranın. Daha doğrusu yemek yok, yemek kültürü yok. Yurtta Meksika yemeği yapıyorlar, çünkü çalışanların çoğu Meksikalı. Damak tadımız uymadığından değil de işte yağından, kokusundan etkileniyorum galiba:) Genelde meyve, salata ve tavuk yiyebiliyorum şimdilik. Belki alışırım ama daha erken. Bir de herşey çok şekerli: yoğurt, kola, kornflakes. Tam bir yoğurt manyağı olduğum düşünülürse acı veren bi durum. Bu yüzden birkaç denemeden sonra normal yoğurt bulabildik. Normal yoğurt diyorum çünkü aromalı yoğurtlar da var burda:)

Dersler başladı, kampüsü bir güzel öğrendik, heryere elimizde haritayla gidiyoruz. Hem kampüs için hem de Austin için olan haritalar gayet kullanışlı.

Geçen gün okulda heykel açılışı olduğundan dolayı Saat Kulesini o gün turuncu renkle ışıklandırdılar. Okul özel günlerde özel ışıklandırmalar yapıyor ama sadece Saat Kulesi için.
Her ışıklandırmanın da bir anlamı varmış. Üstü turuncu altı normal ışık olduğu da oluyormuş veya tamamen siyaha büründüğü de..




19 Nisan 2009 Pazar

Welcome to Austin!!


Salya sümük geçen yorucu uçak yolculuğumdan sonra yurda yerleştik. Kendime pek gelemedim çünkü burası ile Türkiye arasında 8 saat fark var. Tek dileğim güzel bir uyku çekmekti ancak kesintisiz çalışan klima yüzünden bu pek mümkün olamadı!


Ertesi gün kahvaltı ettikten sonra Texas State Capitol, yani Texas Eyalet Binasını gezdik. Daha sonra alışveriş yapmak için Wal-Mart'a gittik ve bu bizi epey oyaladı.


Marketlerde dikkatimi çeken şey: tüketim çılgınlığı.. Örneğin: 1 şişe su 2 dolar, 2 tane alırsanız 2.22 dolar. İster istemez eliniz 2 tane suya gidiyor:) Veya "bir alana bir bedava" ve "bir alana diğeri yarı fiyatına" gibi bir sürü promosyon var. Bu da sizi çok almaya itiyor. Bu yüzden bir sürü şey aldık ve arabamız henüz olmadığı için taşımakta zorlandık. Burada yaşamak için kesinlikle araba lazım:)




































Not: Bu benim ilk blog denemem olduğu için çok eksik biliyorum. Kendimi zamanla geliştireceğim söz veriyorum:)




















 
designed by GeCe